YANARDAĞ VE LAV VİDEOLARI

Önce Bilgi

Magma, özellikle içerdiği silisyuma göre kategorize ediliyor. Yanardağın magmatik bölmelerinden birindeki basınç, magmatik kalıntı (kül ve lavla gazın şekil değiştirmesi) üretmezse, tehlikeli patlamalara yol açıp çevreye lav saçılmasına neden olabilir. Magma, uzaklaşılmasına izin vererek yavaşça ilerler.
Çevresindeki toprağa ve kayganlığına bağlı olarak, magma, değişik şekillerde katılaşır. Örneğin, halat şeklinde olanlar ya da lavın katılaşma aşaması sırasında hâlâ eriyen magmanın sürüklemesi yüzünden ortaya çıkan kıvrımlar. Hawaiili'ler bu tip lavlara "pahoehoe" adını vermişler: yani "üstünde acı hissetmeden yürüyebileceğiniz" anlamında. Tam tersi, taşlı ve kesici tiptekilere "aa" (kötü anlamında) deniyor. Boğumcuklar (nodüller) ise, suya bağlı soğumanın şekilleri büzmesiyle oluşuyor.


Hawai'deki bir püskürmeden sonra oluşmuş bir tür kaya. Su damlacıkları içeren okyanus rüzgârları, magmayı hemen soğutmuş, deniz suyu ve tuzla renklenmiş.

Yanardağ inzivaya çekilirse, uzun süre faaliyete geçmemesiyle oluşan tütenlerin (fumarola) çevresinden derinlere kadar inen su, daha sonra buhar olarak yukarıya doğru yükselir. Bu yolla oluşan karbondioksitten başka, tütenlerin ağzında kükürt yığınları meydana gelir. Kükürt, sarıdan turuncuya doğru renk değiştirerek billurlaşır. Kükürtlü buhar, sadece fazla miktarda oluştuğunda zararlı hale gelir.



İtalya'daki Eolie, Etna, Vezüv gibi yanardağlardaki krater ağızlarında kükürt nedeniyle kireç tabakaları oluşuyor


Lavın çevreye yoğun bir şekilde yayılarak etkisini yavaş yavaş gösteren soğuma aşaması sırasında, ortaya sütun formunda bazalt kütleler çıkmış. Mükemmel bir altıgen olan bu formda, lav yığını büzülerek 120 derece açı yapacak şekilde kırılıyor. Lava bu şekli veren aşamaların sonuncusunda, magma ile magmayı oluşturan elementler kayganlaşıyor.



İzlanda'daki Krafla Yanardağı'nın çevresinde sıcak su, toprağın erimesine neden oluyor. Kükürtlü çamur 100 dereceye kadar sıcaklığa ulaşabiliyor. Çürük yumurtaya benzeyen kokusuyla dışarı çıkan gaz, patlayan kabarcıklar üretiyor. Benzer olgu, kraterlerin çökmesiyle oluşan Campi Flegrei'deki (İtalya) Pozzuoli bölgesinde de görülüyor.


Yellowstone'daki bu yanardağ havuzunun yeşil rengini oluşturan etkenler, sadece sıcak suda eriyen mineral elementlerle sınırlı değil. Dünya henüz genç ve sıcakken, jeotermal kaynakları meydana getiren ve orijinalinden daha değişik haliyle ortaya çıkan yosun ve termofil bakterilerin de katkısı bulunuyor. Yellowstone Parkı, dünyadaki jeotermal olguların en büyük oluşumuna ev sahipliği ediyor


Her yıl 30 kilometreküp lav kütlesi yeni toprakların oluşumuna yol açıyor. Yanardağların tahrip etme özelliklerinin yanında, bazen yapıcı etkileri de görülüyor. Bu olağanüstü yapıcı etkileri, özellikle püskürmeyle meydana gelen lav kütlelerinde görülüyor: halat benzeri yapılar, kükürtlü freskler, kilise orglarına benzeyen kayalıklar, tüneller, lavdan heykeller... Bununla birlikte, ekilip biçilebilen yeni toprakların üreticisi de olabiliyor.
Yanardağlar, kıtasal tabakalar birbirlerinden ayrıldığı zaman ortaya çıkıyor. Bazen de, sürtünmeden dolayı kara parçalarından biri diğerine baskı yaparak, dünyanın soğuk ve yaşanabilir bölgesi olan litosferin altındaki astenosferin magmasını yükselttiğinde oluşuyor. Ya da Hawaii Adası'nın oluşumundaki gibi magmatik yükselmelerin yaşandığı, gezegenin sıcak bölgelerinde ortaya çıkıyor.


Bu tip adalar, karaların yavaş hareketleriyle yer değiştiriyor. Böylelikle sıcak bölgeden en uzakta konumlananı, aynı zamanda en yaşlı ada oluyor. Hawaii gibi İzlanda da oluşumunu, püskürtülen magma sayesinde gelişen yeni topraklara borçlu. Benzer şekilde, büyük çoğunluğu deniz altındaki bir kırılmayla çıkan lavlar, Amerika kıtasını Avrasya'dan, magma denizinde yüzen sallar gibi birbirinden uzaklaştıran yeni derinlikler yarattı. Sadece 10 metre genişliğinde olan bu kırılma, Pingvellir'de (İzlanda) havadan izlenebilir. Japonya ve Endonezya'yı meydana getiren adalarla Filipinler, Papua Yeni Gine, Yeni Zelanda düşünüldüğünde, volkanik patlamaların, bugün üstünde milyonlarca insanın yaşadığı toprakların oluşmasını sağladığı ortaya çıkıyor.
Dünya üstünde bulunan en yüksek dağın, gerçekte Everest olduğu söylenemez. Bu unvanın asıl sahibi, Hawaii'de denizin altında 4.500 metre derinlikten başlayıp, deni-zin yüzeyinden 4.100 metre yüksekliğe kadar çıkan ve denizin altında 50'ye 100 km'lik bir temele sahip olan Mauna Loa Yanardağı.
Şili, Ekvator ve Meksika'da altı bin metre yüksekliğe sahip yanardağlar ortaya çıktı. 20 Şubat 1943'te Meksika'da ortaya çıkan Paricatun'da olduğu gibi yükselmeleri hızlı gelişti. 14 Kasım 1963 yılında Atlantik'te İzlanda'nın karşısında ortaya çıkan ve bugün sadece bilim adamlarına açık olan Surtsey Adası'ndaki gibi, yanardağlar bitki ve hayvanların yaşam koşullarının incelenebileceği bakir topraklar meydana getiriyorlar. Diğer taraftan lav kayalarının hayali de bazen insanları şaşırtıyor. Sicilya Kanalı'nda 1831'de ortaya çıkıp sadece altı ay görünüp yok olan Ferdinandea Adası örneğinde olduğu gibi.

 

ŞİMDİDE VİDEOLAR

Videolardan bazıları yüksek çözünülürlüktedir . Bunu isminin yanında (HD) olarak belirttik.

sayfanın sağ alt köşesinde diğer sayfaları seçmeniz için sayılar görebilirsiniz.

Yanardağlar resim galerimizi gördünüzmü ?

 

 

 

 

 

eXTReMe Tracker